Colonia 1

Uruguay’ın İncisi Colonia Del Sacramento

Buenos Aires de muhteşem bir Tango gecesinin sabahında, şehir ilk ışıklarla uyanırken otelimden çok da uzak olmayan deniz otobüsü terminaline gitmek için bindiğim takside hüzünlü bir melodi çalıyordu.

Benim ise içim kıpır kıpırdı. Bugün dünyanın en geniş nehri Rio de la Plata’nın 50 kilometre açıklığındaki kısmını yaklaşık 1 saat sürecek bir yolculukla aşıp, nehrin diğer tarafında bulunan Uruguay’ın küçük şehri Colonia del Sacramento’ya geçecektim. Bu şehir aynı zamanda Buenos Aires’li zengin ailelerin sayfiye evlerinin bulunduğu yer.

Yerel halkın sadece Colonia olarak adlandırdığı bu şehir, 1680 yılında Portekizli Manuel Lobo tarafından kurulduktan sonra İspanyollar ve Portekizliler arasında sürekli el değiştirmiş ve günümüzde 25 bin kişi yaşıyor olmasına rağmen her yıl 200 binden fazla turist ağırlayarak Uruguayın turizminde oldukça önemli bir yer tutmakta.

Ucuz olduğu için tercih ettiğim Colonia Express deniz otobüslerinin terminalinde kısa sürede pasaport işlemlerini tamamladım. Hem Arjantin’den çıkışım yapılmış aynı kabinde oturan Uruguaylı  memur sayesinde hem de  Uruguay’a girişim yapılmıştı. İki ülkenin de Türklerden vize istemiyor olması büyük bir şans.

Arjantin’in en ünlü futbol takımlarından River Plate’e de ismini vermiş bu ortalama derinliği 5 metre olan nehri geçerken durgun suyun kızıl kahve olan rengi ve sürüklenen ağaç parçaları sanki bir gölde gittiğimiz hissi uyandırıyordu. Sarsıntısız yolculukta deniz otobüsündeki duty free’ye göz atmak vaktin geçmesine yardımcı oldu.

Sahile yanaştıktan sonra pasaport işlemleri zaten yapılmış olduğu için karaya çıkmak beş dakika bile sürmedi.

Biletime dâhil olan yarım günlük şehir turumu yapacak olan rehber Armando ve bir kaç kişi ile daha tanıştıktan sonra yürüyerek keşfe başladık.

Şehir her 15 – 20 yılda bir Portekiz ve İspanya arasında el değiştirmesinin tüm izlerini hala taşıyor. 1995 yılında Unesco dünya mirası listesine alınan surların içinde kalan eski şehir bölümünde hangi mahallenin İspanyol hangi mahallenin Portekiz olduğunu anlamak oldukça kolay. Portekizliler kiremitli evler yaparken İspanyollar düz çatılı evler inşa etmiş, yağmur suyunu ise Portekizliler ortası çukur sokaklar yaparak çözerken İspanyollar ortası bombeli yollar yapmış.

Tur esnasında 1850’lerde bir manastırın kalıntıları üzerine yapılmış Fener küçük merkezde en dikkat çeken yerlerden biri. Buranın etrafındaki kafeler ve hediyelik eşya mağazalarının sabah saat 10’dan sonra açılmaya başladığını ve etrafın oldukça hareketlendiğini fark ediyorsunuz.

Mate çayının aslında bir Arjantin alışkanlığı olduğunu bilince, Uruguay’da  daha çok fanatiğinin olduğunu görmek şaşırtıyor insanı, Colonia da herkes sokaklarda, araçlarda, iş yerlerinde ellerinde tuttukları süslü bakır kaplardan çelik, süzgeç işlevi gören bir kamış vasıtasıyla bu çayı yudumluyor.

Eski bölgedeki Basilica del Santisimo Sacramento kilisesi aynı yerde 1608 yılında yapılmış ahşap ve çamurdan kilisenin yerine 1808 yılında yapılmış ve Uruguay’ın en eski kilisesi olarak kabul ediliyor.

Yürüyüş turumuzun ardından, Armando ile vedalaşıyoruz. Turumuz sonrası ben şehirde her köşede bulabileceğiniz akülü golf arabalarından kiralayıp şehri biraz daha detaylı gezme fırsatı buluyorum.

Futbol stadyumu, oldukça küçük olsa da, özellikle görmek istediğim yerlerden biri, ne de olsa 1800’lerin sonunda ülkeye tren yolları inşaatı için gelen İngilizlerden öğrendikleri futbolu, ulusal spor olarak benimseyip tarihlerine 2 dünya kupası sığdıran bu ülkeden çıkan bir çok futbolcuyu Türkiye’de Galatasaray’da kalecilik yapan Muslera sayesinde biliyoruz.

Stadyumun yanında çok fazla tezgahı olmayan ama oldukça ilginç yarı değerli taş ve ıvır zıvır satılan el işi pazarını gezdikten sonra Uruguay’ın ünlü yemeği Chivito’yu tadıyorum.

Yemek sonrası sahilde kısa bir yürüyüş yapıyorum. Arjantin’in aksine nehrin bu tarafında çok güzel kumsallar var, zaten Uruguay ile Arjantin arasındaki kot farkından dolayı suyun ve olası kirliliğin hep Arjantin tarafına yığıldığından bu sayede Uruguaylıların nehre girme imkânından bahsetmişti sabahtan rehberim Armando.

Günü Sevgili Armando’nun  bana verdiği şarap üreticisi ailenin adresinde tamamlıyorum. Aileler tarafından küçük bağlarda üretilen, ancak iç talebe yetebilen enfes ve ucuz Uruguay şaraplarının ününü gelmeden duyduğum için oldukça keyifli bir akşamüzeri geçirip Buenos Aires’e dönüyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.