osaka 4

Tokyo’dan Osaka’ya

Tokyo merkez tren istasyonundan neredeyse her 15 dakikada bir kalkan hızlı tren çok değil en fazla 3 – 4 istasyonun her birinde 1′ er dakika durarak 510 kilometrelik yolu iki buçuk saatten kısa bir sürede tamamlıyor.

Trenin sarsıntısız ilerleyişi sırasında yolun sağ tarafında oturanların Tokyodan hareket ettikten yaklaşık yarım saat sonra kutsal Fuji dağını gözlemlemeleri mümkün.

Dünyanın en büyük metropol alanından hareketle önce boyları yüksekten kısaya değişen binalar, şehir dışına çıktığımızı hissettirmeye başlayan üç tarafı çok yükseğe kadar ağlarla çevrili golf antrenman sahaları, sonrasında pirinç ve çay tarlalarının arasından süzülerek ortalama 250 kilometre hızla hareket eden bir trenin içinde olma duygusu gerçekten tarif edilmesi zor bir durum.

Kansai bölgesinde Kobe, Kyoto, Osaka üçgeni Tokyo’dan sonra Japonya’nın kalbi olarak kabul edilebilir. Osaka, tarih boyunca kazandığı ticari öneme paralel olarak artan nüfusu ile 20 milyonluk dev bir şehir. Japonca Büyük Tepe anlamına gelen ismi ile arasında uzaktan görünen dağlar dışında artık pek bir bağ kalmamış gibi duruyor. Japonya’yı oluşturan adaların en büyüğü olan Honşu’nun üzerinde, Yodo nehrinin Osaka körfezine döküldüğü yerde bulunan Osaka, aynı zamanda Japonya’nın 2. En büyük şehri.

Osaka her ne kadar geniş bir alana yayılsa da şehrin kalbi Shinsaibashi ve Dotonbori bölgesi.

Dotonbori kanalına paralel Dotonbori yürüyüş yolu ile bu caddeyi kesen birçok paralel sokak, restoranlar ve kafeteryalarla oldukça renkli ve hareketli. Kanalın diğer tarafındaki Sinsaibashi bölümünün sınırsız alış veriş imkanı veren  ve hatta pasaportunuz yanınızdaysa ortalama 50 dolarlık harcamanın üstüne çıkıldığında tüm alış verişin gümrüksüz ve vergisiz yapılmasını sağlayan mağazaları ve üniversite gençliği ile ünlü. Bu iki bölümü en tepeden yaya ve trafik yolu olarak kesen Mido Caddesi ise dünyanın en önemli giyim ve aksesuar markalarına ev sahipliği yapmasıyla ünlü.

Dotonbori bölgesinin olmazsa olmazı sokak satıcılarından bir şeyler atıştırmak. Teppanyaki denen, demir tabak anlamındaki Teppan ile az yağda pişmiş yaki sözcüklerinin birleşmesiyle ifade edilen büfe benzeri  restoranlarda mutlaka Okonomiyaki, ya da Takoyaki yemelisiniz. Okonomiyaki Japonların yapımına omlet gibi başlayıp pizza gibi bitirdiği sonunda bizim mücverimize benzeyen, yumurta, un, et ya da deniz mahsulleri eklenerek yapılan bir tür kızartma. Takoyaki ise Ahtapot parçalarıyla dolu gene un ve yumurta kullanılarak yapılan köfteye benzetilen toplar.

Umeda Sky binası, 174 metre yükseklikteki gözlem terası ile tüm şehri en ince detayına kadar görmenizi sağlayan, yolunuzun Osaka’dan geçmiş ve biraz da bolca vaktiniz varsa mutlaka uğramanız gereken yerlerden biri. Yüzen Bahçe olarak adlandırılan iki gökdelen kanadının tepesine yerde monte edildikten sonra vinçlerle çekilen bu gözlem terasının yapılma ve montaj hikâyesi ile bile oldukça ilginç. Yalnız, terasa verilen ismin, yani Yüzen Bahçe tanımlamasının, tamamen mecazi olarak gökyüzünde yüzen bir hayal bahçesini tasvir ettiğini, tepeye çıkınca ne bir yeşillik ne de bir damla su görmeyeceğinizi bilerek beklenti içine girmemek gerekiyor.

Şehirde özellikle genç çocukları ile konaklayanlar için gidilebilecek cazibe noktalarından bir diğeri neredeyse bir hayvanat bahçesi denebilecek kadar büyük akvaryum. Ayrıca gene gençlerin ilgisini çekecek Amerika’da ki kadar büyük olmasa da birçok aktiviteye yer vermiş olan Universal Stüdyoları. Ortalama 70 dolara karşılık gelen bir giriş parasından sonra özellikle yoğun yaz döneminde 100 -120 dakikaya tekabül eden bekleme sürelerini düşüren hızlı geçiş sistemine de bir bilet parası daha vererek sahip olabilir ve keyifli bir gün geçirebilirsiniz.

Japonya ile ilgili diğer yazılar

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.