Sumo 1

Tanrı Sporu Sumo Güreşi

Japonya’ya gitmeden önce ülke kültürü ile ilgili sıkça duyduğumuz şeylerin başında Sumo Güreşi gelir. Gördüğümüz resim ve videolardaki iri hatta 250 kiloyu bulan, şişman denebilecek, dev cüsseli adamlar Japonya ile özdeşleşmiş bu milli sporun ürkütücü birer temsilcisidir.

Geçmişi milattan sonra 500’e giden Sumo için anlatılan en önemli efsane Tanrı Take-Mikazuçi’ye dayanır. Tanrı, ülkesindeki egemenliği sürdürebilmek için rakipleriyle Sumo yapmalı ve kazanmalıdır. İşte böyle bir efsaneyle tanrısallaştırılıp yarı dinsel bir nitelik kazanan Sumo önce tapınaklarda törenler içinde yapılmaya başlanır. Bereketli bir hasat için ekim zamanı dualar arasında yapılan sumo güreşleri tanrılara adanmaya başlanır. Bu ilginç oyun 8. Yüzyılda Saray’a taşınır. 12. yüzyıldan itibaren başlayan askeri yönetimde Samurayların eğitimi için kullanılması bu sporun yayılmasında en önemli katkıyı sağlar.

Sumo, kökeni çok eskilere dayansa da ancak 1600′ lerde yani Edo döneminin başlangıç yıllarında profesyonel bir spor dalı olabilmiştir.

Sumo’ nu Kanji yazılımı Zarar vermeden çarpışmak anlamına gelse de tarihsel gelişimi sırasında tanrıların katından halkın arasına inerken, başlangıçta boks ve güreş arası çok sert bir dövüş olarak yapılmış, sonrasında ise evrim geçirerek bugünkü halini almıştır.

Güreşçilere Sumotori ya da Rikişi olarak hitap edilir.

Sumo halen geleneksel uygulamalarını muhafaza etmektedir. Güreş dohyo denilen ve tatami yani bir tür hasırla kaplı, zemine göre yukarda bulunan bir ringde yapılır. Hedef rakibin yarışma alanı olarak işaretlenmiş halkadan dışarı çıkmasını ya da düşmesini sağlamaktır. Yere ayak tabanı dışında bir yeriyle temas eden kaybetmiş sayılır. Kazanmak için yumruk ya da tekme atmak, saç çekmek yasaktır.

Müsabaka öncesi sumocular sahaya kötü ruhlardan arınmak için tuz serperler. Başlamadan hemen önce sol, sonra sağ bacağı yukarı kaldırıp yere vurarak göz göze gelmek meydan okuma anlamındadır. Sumocuları  şiirsel takma adları, oicho denen farklı saç şekilleri ve mawashi denen bellerindeki renkli kuşaklar oldukça ilgi çekicidir.

Genelde kısa süren müsabakalarda 2 tür açılış hamlesi vardır. Ya rakibin kafasına doğru, ya da göğsüne doğru hamle yapılır. Rakibi dışarı iterek oyun alanından çıkarmaya “Oshidashi”, güç kullanarak yani yere düşürerek ya da kaldırıp dışarı atarak kazanmaya “Yorikiri” denir.

Puanlama ve törenler hala Shinto dini geleneklerine göre yapılmaktadır.

Profesyonel karşılaşmalar 15 günlük seriler halinde yapılır. Japon Sumo federasyonu bu karşılaşmaları her yıl Tokyoda Ocak, Mayıs ve Eylül, Osaka’da Mart, Nagoya’da Haziran, Fukuoka’da Kasım aylarında düzenler.

Bu serilerde her sumocu günde 1 maç yapar ve en çok maç kazananlar kendi aralarında final güreşlerini yaparlar. İlgi büyüktür ve ortalama 15 bin kişilik ringler tıklım tıklım doludur.

Kilolara göre kategori yoktur, sporcuların illa Japon olması gibi bir kural da yoktur.

Her karşılaşma gününde yüzlerce maç yapılır ve her gün özel bir törenle biter. Davullar eşliğinde gençlerin Sumo sopalarını ellerinde çevirmeye başlaması gün sonunun habercisidir.

Günümüzde Sumo, lise ve üniversitelerde yer alan kulüpler ve amatör dernekler tarafından desteklenmekte ve yaygınlaştırılmaktadır.

Bu sporu yapanların güçlü ama aynı zamanda sevecen, onurlu ve mütevazı olmaları beklenir.

Sumo’da ki unvanlardan Ozeki şampiyon anlamına gelmektedir ama en önemli unvan Yokozuna yani büyük şampiyondur.

Kadınlar tarafından 18. yüzyıldan itibaren özellikle genelevlerde eğlence amaçlı Sumo gösterileri düzenlenmesi, klasik Japon inancında erkek sporu olarak kabul edilen ve ringe kadın ayağı değmesinin bile ringi kirlettiğine inanılan bu sporla ilgili önemli tartışma konularından biridir. Bunla ilgili 2000-2008 yılları arasında Tokyo valisinin kadın olmasından kaynaklı Tokyo Valilik Kupası ödül törenlerinde çıkan krizler bile hala hafızalardan silinmemiştir.

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.