Süleyman mabedi

Süleyman Mabedi’ nden Mescid-i Aksa’ ya

İsrail Krallığının en ihtişamlı dönemlerinden biri olan Süleyman dönemi her zaman tarihçileri çok meşgul etmiş bir konudur. Süleyman Babası Davut’un en önemli vasiyetini saltanatı sırasında yerine getirir. Musa’ya Sina Dağı’nda inen 10 emirin üstünde olduğu iki taş levhayı muhafaza eden Kutsal Ahit sandığının içinde yer aldığı seyyar Çadır Tapınak yerine milattan önce 950-947 yılları arasında Yahudilerin Kutsal Ev dediği ünlü Süleyman Mabedini yaptırır.
Çeşitli yazılı kaynaklara göre asıl tapınak batı bölümdeydi, tapınağın doğu tarafında ise bir kadınlar avlusu bulunmaktaydı. Tapınağın içinde bir ön oda ve kutsal emanetlerin bulunduğu ana bir oda bulunmaktaydı. Dış alanda ise kurbanların kesildiği ve kanların akıtıldığı bir sunak vardı. Bina 27 metre uzunluğunda, 9 metre genişliğinde ve yüksekliği 13,5 metredir.
Süleyman mabedi milattan önce 587 yılında Babillilerin Kudüs’ü ele geçirmesi sırasında kral Nebukadnezar’ın emriyle yıkılmıştır. Bu tarihten itibaren Yahudiler için Babil Sürgünü başlamıştır. Bu sürgün Kudüs’ün ele geçmesi, Süleyman mabedi’nin yıkılması ve ileri gelen Yahudi ailelerinin Babil’e esir olarak götürülmesini temsil eder. Bu esaret milattan önce 538’e kadar sürer. Pers kralı Kiros bölgeyi ele geçirir ve Yahudileri serbest bırakır.
Bölgede başlayan Pers döneminde milattan önce 515 yılında tapınak Darius’un izni ve desteği ile tekrar inşa edilir.
Süleyman mabedi milattan önce 20 yılında Roma tarafından bölgeye atanan Kral Hirodes tarafından büyük bir tadilata alınır. Genişletilir, etrafına koruma duvarları yapılır. Aslında bugün ağlama duvarı olarak bilinen kısım Kral Hirodes döneminde eklenen surlardan başkası değildir.
Roma İmparatorluğu Neron döneminde Akdeniz’e kıyısı olan bütün topraklara hâkimdi. Bu dönemde yani milattan sonra 66 yılında Roma İmparatorluğuna karşı en büyük ayaklanma İsrail’in bulunduğu bölgede çıkınca Roma ayaklanmayı bastırmak için 30 bin kişilik bir ordu gönderir ama ordu bu bölgede tamamen yok edilecektir. Bunun üzerine acımasızlıklarıyla tanınan General Vespasian ve oğlu Titus bölgedeki sorunu halletmek üzere görevlendirir. Vespasian ve ordusu tüm yol üstündeki yerleşimlerde katliam yapa yapa Kudüs’e doğru ilerlerken Neron öldürülür ve Vespasian İmparator ilan edilir, komutayı oğluna bırakarak geri döner.
Titus Kudüs’ü kuşatır ve şehrin etrafına bir duvar ördürür. Bu duvar sayesinde açlıktan kırılan Kudüs düşünce de tüm şehir ve tapınak 70 yılında yakılıp yıkılır. Yerine bir Jüpiter tapınağı yaptırılır.
Yahudilerin milattan sonra 132-133 yıllarında tekrar isyan etmeleri ve Jüpiter tapınağını yıkmaları üzerine gelen Roma orduları tapınağı tamamen ortadan kaldırırlar. Romalılar Konstantin döneminde yasak biraz daha gevşese de Yahudileri uzun süre tapınak alanından uzak tutarlar ve bu alanı şehrin çöplüğü olarak kullanırlar.
Müslümanlar 622 yılında Hazreti Muhammed’in Burak adında kanatlı kutsal bir hayvan ile Kabe’den alınıp bir gece yolculuğu sonrası Mescid-i Aksa’ya geldiğini, burada İsa, Musa ve Zekeriya peygambere namaz kıldırdıktan sonra Miraç denen göğe Allah’ın yanına onunla aracısız konuşmak için yükseldiğine inanırlar.
Bu olay gerçekleştiğinde Kudüs henüz Müslümanlar tarafından fethedilmemiş ve alanda herhangi bir mescit olmasa da burası olayın gerçekleştiği yer olarak kabul edilir. Bu olaydan sonra Müslümanlar 16 ay boyunca burayı kıble kabul ederek buraya doğru namaz kılmışlardır.
637 yılında uzun bir kuşatma sonrası şehir Hazreti Ömer’e teslim olmayı kabul eder. Müslümanların gelişiyle Kudüs Yahudilere tekrar açılır. Roma döneminde çöplük olarak kullanılan alanı Hazreti Ömer temizletir ve tapınak yıkıntılarının üzerine bir mescit yaptırır. Yaptırdığı mescit, Medine’de peygamberin mescidine benzer tahtadan bir yapı olarak kayıtlara geçer.
Emevi Devletinin kuruluşuyla birlikte 7. Yüzyılın sonlarına doğru Mescid-i Aksa yeniden, bu sefer taştan ve 3 bin kişilik olarak inşa edilir.
715 yılında Emeviler, Hazreti Muhammedin gökyüzüne yükselmeden önce son ayak bastığı yer olarak kabul edilen Muallak taşının üstüne Kubbetü’s-Sahra’yı inşa etmişlerdir.
Bu tarihten sonra depremler bölgeye huzur vermeyecektir. 746 yılındaki deprem Mescid-i Aksa’yı yıkar. 750 yılında Abbasiler tarafından yeniden inşa başlar ama 771’deki deprem bu yeni yapıyı da tamamen yıkar. 785’te yeniden yapılır. 1033’te yeni bir deprem yıkar. 1034 yılında yeniden yapılır.
1099 yılında Kudüs’ü ele geçiren 1. haçlı seferi sonrasında Mescit tamamen yıkılır ve yapılan Saray, Süleyman Mabedi olarak adlandırılır. Alttaki galeriler ahır olarak kullanılır. Burası 1119 yılı itibariyle tapınak şövalyelerinin merkezi durumuna gelecektir.
1187 yılında Kudüs’ü Haçlıların elinden alan Selahaddin Eyyubi mescidi yeniden düzenletmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu 1516 yılında Yavuz Sultan Selim ile Memlukların elinden Kudüs’ü almıştır. Artık 1918 yılına kadar Kudüs ve Mescid-i Aksa Osmanlı himayesinde kalacaktır.
Osmanlı döneminde en kapsamlı tadilat ve eklemeler Kanuni Sultan Süleyman’ın döneminde yapılmıştır. Sultan Süleyman 3 kilometre uzunluğunda ve 24 Burç’a sahip 12 metrelik surları 5 senelik bir çalışmayla ördürmüştür. Kubbetü’s-Sahra’nın etrafını çinilerle ördürmüştür.
1969 yılında bir kundaklama sonucu bir bölümü yıkılmış, 1972 yılında yıkılan bölümler Ürdün Kralı’nın maddi desteği ile birçok Türk sanatkâr tarafından yenilenmiştir.
Mescid-i Aksa birçok kez bombalama ve saldırıya hedef olmuştur bunlardan en kanlısı 8 Ekim 1990 yılında 30 kişinin ölüp 800 kişinin yaralandığı saldırıdır.
1994 yılında İsrail ve Ürdün arasında yapılan Barış antlaşması uyarınca Kudüs’te ki din işlerinden ve Mescid-i Aksa Muhafızları Birliği ile Mescid-i Aksa’nın güvenliğinden sorumludur.

İsrail hakkında diğer yazılar için tıklayınız

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yazar : Serdar Nazım KÖLÜRBAŞI