Sakura 1

Yaşam ve ölümün ruhunu yansıtan Sakura

Dünyada başka ülkelerin kültürlerini etkileyen önemli anlara şahitlik edebilmek bizim gibi seyyahlara her zaman kendini özel hissettirir.

İşte Sakura çiçeklerinin açtığı “Sakura Senzen” döneminde Japonya’da olmak da böyle  bir ayrıcalıktır.

Sakura bizim bildiğimiz kiraz ağacının meyve vermeyenidir.

Adalar topluluğunun güneyinden, kuzeyine doğru, bir dalga şeklinde, koca yılda eni konu 10-15 gün içinde açıp daha capcanlı iken dökülen, Japonlar tarafından neredeyse kutsallaştırılmış Sakuraların çiçeklerini açtığı bu dönem ülkede başlı başına bir olaydır.

Mart ayının sonu ile Nisan ayının ilk iki haftasını kapsayan “Sakura Senzen” dönemi bütün büyük kentlerde 2 haftalık festivallerle kutlanır. Okulların başlangıcı, şirketlerin tatilleri, tüm resmi işler bu döneme göre programlanır. Bu sade pembe çiçeğin açılma tarihi öyle önemlidir ki, meteoroloji bültenlerine her şehrin öngörülen Sakura açma tahminlerini kapsayan bölümler eklenir.Restoranlarda, otellerde, mağazalarda ve evlerde, dekorlar, süslemeler, masa örtüleri ve duvardaki tablolar bile değiştirilir, konu hep “Sakura Senzen” dir.

Ülkemizde milletçe kutlanan festivallere çok alışık olmayan biri olarak, Japonya’da bu dönemde turistlerle birlikte tüm Japonların parklarda bu çiçeklerin altında dolaşmasını, piknik yapmasını ve özellikle sınırsız resim çekmesini görmek oldukça etkileyici.

Japonları Türkiye’de ve dünyadaki diğer turistik yörelerde sürekli fotoğraf çekerken görmeye sanırım alıştım, ama kendi ülkelerinde bile bu kadar çok fotoğraf çekmelerini kültürlerinin önemli bir iz düşümü olarak kabul etmek gerekiyor. Japonlar yaşadıkları her güzel şeyin ve özellikle hayatın kendisinin, gelip geçici olduğunu, tekrarının olmayacağını, bu yüzden de özel anları mümkün olduğunca ölümsüzleştirmek gerektiğini düşünüp fotoğraf çekiyorlar. Ulusal tiyatroları “Kabuki” de, çok özel kostümler ve makyajlarla dakikalarca hareketsiz çeşitli duruşlar sergileyip, konusu olmayan bir sanat olarak fotoğraf makinesi olmayan dönemdeki zamanı durdurma kültürünü yansıtıyor.

Yaptığım bir turda, bize eşlik eden yaşlıca bir yerel rehberimizin bile elinden fotoğraf makinesini düşürmediğini görünce çok şaşırmıştım, oysa o gayet sakin bir şekilde hayatı boyunca daha kaç sakura resmi çekebileceğini sorguluyordu. Japonların Sakura çiçeklerinin daha solmadan dökülmesini hayatın geçiciliği ile özdeşleştirdiklerine işte ilk o an gerçekten şahit oldum.Her sene çiçekler yeni yaşamları yeni dönemleri temsil ediyordu ve her sene çekilen resim bir öncekinden farklı olacaktı.

Sakuralar tarihte Japon kültüründe genelde Samuraylar ile özdeşleştirilirmiş. Onların hayat ve ölüm arasında bir kılıç darbesine bağlı yaşamlarının sembolü olmuş bu çiçekler. Hal böyle olunca 1867 de Samurayların başındaki Shogun’u yani bir nevi Genel Kurmay Başkanı sıfatıyla İmparatorun bile üzerinde bir güçle halkı yöneten Tokugawa Shogunluğunu yenip tekrar idareyi ele alan İmparator Meiji, Tokyo’da ki bütün kiraz ağaçlarını kestirmiş.

Yüzyıllar boyu çeşitli şiirlere, şarkılara, resimlere konu olmuş bu çiçek Japon kültüründe genel olarak “hüznün” sembolüdür. 2. Dünya savaşında Kamikaze pilotlarının uçaklarına çizdiği bu çiçeği, Japonya Sakura Vakfı 2005 yılında, Ertuğrul Fırkateyni’nin batışının 115. Yılı anısına, şehit denizcilerimizi sembolize eden 527 sakura fidanını  Tema vakfına gönderip İstanbulda Nezahat Gökyiğit Botanik bahçesinde Ertuğrul Anıtı adıyla bir sakura bahçesi açılmasına da vesile olmuştur.

Japonya hakkında diğer yazılar

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir