Meiji 1

Meiji İle Küllerinden Doğan İmparatorluk

Shogunluk dönemi için sonun başlangıcı olan 1854 yılında, Komutan Perry yönetiminde gelip ülkeyi karıştıran kara gemilerin ardından yabancı ülkelere açılmak zorunda kalmış Tokugawa Shogunluğu, bu krizin üstesinden gelemez. Özellikle dış politikalardaki tutarsızlıkları yüzünden ülkede büyük bir kargaşa hüküm sürmeye başlar. Bu karışık ortamda 1867 yılında, babası imparator Komei’nin ölümü üzerine 15 yaşında tahtı devir alan yeni imparator Matsuhito, aydınlanmış yönetim ya da aydın devlet anlamına gelen Meiji adını isminin başına ekler.

1868 yılında tüm bu karışıklıklar yüzünden iktidarın artık Shogunluktan İmparatorluğa geçmesini isteyenlerin başlattığı isyanlar sonucu Boshin iç savaşı çıkar. İç savaş sırasında 1968 yılının sonlarına doğru Tokugawa aşiretinin 15. Shogun’u tüm yetkilerini İmparatora devrederek Japonya için 260 yıllık Edo dönemini sonlandırır. Bu gelişmenin ardından İmparatorluk güçleri ülkenin hâkimiyetini ele geçirerek savaşı bitirir.

İmparator Meiji iç savaşın bitmesinin ardından ilk olarak Tokugawa dönemindeki feodal düzenlemelerden vazgeçip daha çağdaş bir yönetimi hayata geçirmeye çalışır.

Ülke hızlı bir şekilde sanayileşirken merkezi devlet yapısı geliştirilir. Kast düzeni kaldırılır, yeni toprak ve vergi sistemi kurulur. Millet meclisi kurulur. İlk devlet bankası hayata geçer. Batılı kıyafetler, devlet memurları ve saray çalışanları için mecburi hale gelir.

1870 yılında ilk demir yolu yapımına başlanır.

1871 yılında ilk gazete yayına başlar.

1872 yılında cinsiyet ayrımı olmadan eğitim zorunlu hale getirilir.

1889 yılında anayasa ilan edilir.

İmparatorların tanrısal mevcudiyetlerini zayıflatmak için Shogunluk döneminde desteklenen Budizm yerine imparatorları tanrı soyundan kabul edilen Şintoizm tekrar yaygınlaştırılır.

Japonya’da çağdaş anlamda düzenli ordu gene bu dönemde oluşturulur. Bu sayede hem ekonomik, hem askeri olarak hızla güçlenen Japonya sömürgecilik politikası da gütmeye başlayacaktır. Japon balıkçıların Tayvana ait Formoza adasında öldürülmesi sonucu Çin e ait bu adaya saldırıp ilhak etmeleri tarihlerindeki ilk sömürgecilik hareketidir.

Değişim yaşanırken model olarak birçok ülke kullanılır. Alınan yasalar, sosyal unsurlar, teknik, ticari ve askeri düzenlemeler Japon geleneklerine uyacak şekilde değiştirilir.

Değişimde en çok Almanlar, Fransızlar ve İngilizlerden etkilenildiği bir gerçektir.

Hatta Japon milliyetçiliği ilerleyen yıllarda sıkça Alman tezlerinden etkilenecek ve neredeyse bir ırkçılığa dönüşecektir.

İmparatorluk bütçesiyle yurtdışında eğitime gönderilen gençlere gitmeden eğitimleri sonrası Japonya’ya dönme ve öğrendiklerini Japon halkı için kullanmaları konusunda yemin ettirilir ve bu öğrenciler döndüklerinde ülkenin gelişmesiyle ilgili önemli katkılarda bulunurlar. Hatta Meiji döneminde İngiltere ile yapılan ticarette eklenen sıra dışı bir madde dikkat çeker. Belli bir ticaret karşılığında belli sayıda genç öğrenciye İngiltere’de eğitim hakkı veren bir maddedir bu.

Japonya bu dönemde gerçek anlamda ulus devlet olur Meiji yabancı ülkelerle ilişkileri de gayet başarı ile idare eder. Onun görevlendirmesi ile Prens Akihito 1886 yılında İngiltere Fransa Almanya ve Rusya’ya ziyarete gider. Japonlar bu dışarıya açılma sürecinde 1887 yılında Osmanlı hükumeti ile de temaslar kurmak için de ilk adımı atarlar. Meiji tarafından İstanbul’a gönderilen prens Akihito Sultan 2. Abdülhamid tarafından kabul edilir ki bu Ertuğrul faciasına kadar gidecek sürecin başlangıcıdır.

Tahta geçtiği yıldan 30 Temmuz 1912’de öldüğü güne kadar geçen 45 yılda Shogunluk’tan devraldığı dışa kapalı ve enkaz haldeki ülkeyi çok farklı ve önemli bir konuma getirmiştir Meiji. Onun ölümü sonrası New York Times’ta çıkan yazı aslında her şeyi çok açık ifade etmektedir. “İmparatorun cenaze arabası önünde giden ülke, eski Japonya, ardından gelen ise yeni Japonya’dır artık”.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.