Kara Gemi

Japonya’da Bir Dönemi Bitiren Kara Gemi

Dışa kapalı olması ve ordunun başındaki Shogunları baskı altında tutabilme başarısı sayesinde Tokugawa Hanedanlığı ülkede 265 yıl hüküm sürer. Bu dönem, Japon Tarihinde sonradan ismi Tokyo olarak değişecek o dönemin başkenti Edo’nun adıyla anılan ve ülke tarihinde çok özel bir dönem olarak kabul edilen oldukça uzun bir süredir.

Edo dönemi ülkenin en uzun savaşsız yılları olarak tarihe geçse de doğal felaketlerde yaşanan kayıplar savaşları aratmaz. Bu kayıpların üstüne savaşmayan ama katı sosyal sınıflandırma da en üst sınıfta yer alan samurayların ihtiyaçlarını ve maaşlarını karşılamak için arttırılan vergiler özellikle tarım yapan kesimde büyük isyanlara yol açmıştır.

Kısaca barış ve huzur içinde geçen dönemde aslında ekonomi bozulmuş ve bu ekonomik bozulmaya paralel sosyal denge ve sınıflar arası adalet de ciddi yaralar almıştır.

Japonların kendini kapattığı dönem aslında Avrupa devletlerinin iyice uzak topraklara yayıldığı döneme denk gelmiştir. Coğrafi keşifler sırasında 15. Yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanan Karak isimli kısa ama geniş gövdeli yelkenli gemiler, daha sonra yapılacak kalyonların alt yapısını oluşturmuş ve bu gemiler sayesinde Avrupalılar çok uzaklara gidebilmişlerdir.

Kristof Kolomb’un gemisi Santa Maria’da Macellan’ın kullandığı Victoria’da bu tarz gemilerdir. Bu gemilerin ortak özelliği gövdeyi sudan yalıtabilmek için dıştan sürülen zift yüzünden gövdelerinin simsiyah olmasıdır. Bu gemiler fethetmeye gidilen yerlerdeki halk tarafından simsiyah gövdelerinden dolayı genelde “Kara Gemi” adıyla anılmıştır.

Edo döneminde Japonya’ya sınırlı bölgelerde de olsa ticaret yapmak için gelen tüm Avrupalı gemiler böyle Kara Gemilerdir.

Japon tarihindeki en önemli “Kara Gemi” olayı 1853 ve 1854 yıllarında Edo sahiline gelen, Edo hükumetini diplomatik ve ticari ilişki kurmaya zorlayan Amerikan Kara Gemilerdir.

Japon halkı ilk defa buharla çalışan gemilerin varlığını da bu Amerikan filosu sayesinde öğrenmiş ve Kara Gemi bu tarihten sonra buharlı gemiyi ifade etmek için kullanılmıştır.

18. Yüzyıldan itibaren balina avı için Japonya tarafına geçmeye başlayan Amerikan balıkçılarının, ve Çin üzerine giderken ikmal yapmak isteyen Amerikan gemilerin bir stratejik limana ihtiyaç duyması ama Japonya’nın yabancı gemilere limanlarını kapalı tutması Amerikalı denizciler için ciddi sorun olmaya başlamıştır.

Bu sorunları çözmek için Edo Limanına 1853 yılında Amerikan hükumetinin diplomatik ve ticari ilişki kurma talebini içeren mektubu bırakmak için Matthew Calbraith Perry komutasında 4 Kara Gemi gelmiş ve mektubu bıraktıktan sonra Japon hükumetinin konuyu müzakere edebilmesi için 1 sene süre vermişlerdir.

Japonya’nın her gün daha kötüye giden ekonomisi vergilerin ağırlığı, halkın askeri yönetime duyduğu tepki 1 senenin sonunda  bu sefer 10 Kara Gemiyle dönen komutan Perry’e direnme şansı bırakmamıştır. Komutan Perry, 8 mart 1854 te başlayan görüşmeler sonunda 31 martta Japonlarla imzaladığı Kanawaga antlaşmasıyla Japon limanlarının ticarete açılması, Amerika’nın ülkede konsolos bulundurması gibi bir çok imtiyaz elde etmiş aynı zamanda Amerika’nın İngiltere, Fransa ve İspanya gibi sömürgeci bir güç olmasında önemli rol oynamıştır.

Komutan Perry’nin ana gemisinin bayrağı bu tarihi antlaşma sonrası Annapoliste Deniz Akademisi müzesinde sergilenecek ve tam 91 yıl sonra, Japonya’nın atom bombasının ardından Amerika’ya teslim olduğu antlaşmanın imzalandığı Missouri gemisinin gönderine çekilecektir.

Bu antlaşmayı yapmak için gelen Kara Gemiler Japonlar üzerinde öyle onur kırıcı bir etki yaratmıştır ki günümüzde Japon ticari pazarına giren yabancı bir yatırımcı, ya da şirket içinde sivrilen Japon olmayan biri için hala “Kara Gemi” terimi kullanılmaktadır.

Komutan Perry ile 1854 yılında yapılan antlaşma sonrası ülkeye giriş yapan en önemli şey teknoloji olmuştur. Japonlar dış dünyaya kapalı kaldıkları süre zarfında gerek hayat gerek savaşla ilgili diğer ülkelerden ne kadar geri kaldıklarını fark etmişlerdir. Askeri sınıfın aslında ne kadar güçsüz durumda olduğu ortaya çıkmıştır.

İçerde çok katı davranan Shogunların ilk dış baskıda bu kadar kırılgan olmaları onlara olan güvenide kaybettirmişti. Antlaşmayı imzalayan Shogun’un antlaşmadan sadece bir hafta sonra ölmesi ise tanrıların onu cezalandırması olarak kabul edilmiştir.

Bütün bu olumsuzluklar ve yönetimde karışıklıklar yaşanırken genç samurayların başlattığı milliyetçi ayaklanma, ayrılıkçı derebeylerinde desteği ile shogunluğun devrilmesi, Edo döneminin bitmesi ve İmparator Meiji’nin 1868 yılında tahta geçmesiyle son bulur.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.