Japon Ordusu

Japon Ordusu Ve Dünya Savaşları

Dünyanın en önemli ülkelerinden Japonya’da ordu olup olmadığı sorusu hala çok net bir cevap içermemektedir. Japon silahlı kuvvetlerinin geçmişini incelediğimizde, Modern Japon Ordusu ya da kurulduğu dönem ki adıyla Japon İmparatorluk ordusunun 1871 yılında resmi olarak İmparator Meiji’nin emriyle kurulduğunu görürüz.

Japon İmparatorluk Ordusu’nun kurulduğu ilk yıllarda askerliğin Samuraylardan halka yayılması konusu üzerinde çalışılır. Ciddi anlamda modern teknolojiye  yatırım yapılarak geliştirilen ordu, en önemli başarılarından birini 1904-1905 yıllarında Asya cephesinde Ruslara karşı kazandığı zaferle kazanır. Bu zafer sonrası Japon ordusu kendisine olan güveni arttırarak tarih sahnesinde önemli bir güç olarak yerini alacaktır.

Japonya 1. Dünya savaşında İngilizlerin yanında onların Uzak Doğudaki temsilcileri gibi hareket etmiştir. Ordusu fazla yıpranmadan 1. Dünya savaşından galip ayrılan devletler arasında yer almıştır. Bu savaş sırasında neredeyse 2 milyon askere ulaşan ordusunun hem tecrübe kazanması hemde daha da güçlenmesiyle yayılmacı bir politika benimseyen Japonya, 1919 yılına gelindiğinde Büyük Okyanustaki Alman adalarını, 1930’larda Mançurya ve ardından Çin’in büyük bir kısmını ele geçirmiştir. 1930’lu yıllarda ordunun başındaki hırslı komutan General Tojo ülkesini nükleer bir felakete sürükleyecek sonu hazırlayan en önemli aktör olacaktır. 1938 yılında savaş bakanı yardımcısı 1940 yılında savaş bakanı olan General Tojo 1941 yılında İmparatorun kurduğu yeni hükumette başbakanlığa getirilir. Bundan sonraki 2 yıl içinde Japonya Filipinlerden, Hong Kong’a, Malezya ve Singapur’a kadar bütün Güneydoğu Asya’yı ele geçirir.

Kendisine bölgede büyük bir tehdit olarak gördüğü Amerika’yı 7 Aralık 1941 yılında herhangi bir savaş ilanında bulunmadan Pearl Harbour’da vuran Japonya Amerika’nın 2. Dünya savaşına dâhil olmasında da baş roldedir.

Pearl Harbour baskını sonrası Amerika’nın 2. Dünya savaşına katılmasıyla dengeler bir anda değişir. Amerika kendini  çabuk toparlamıştır. Bu dönemde çok hızlı bir şekilde Singapur başta olmak üzere Pasifikte bulunan adalar Amerikalıların eline geçer. Savaşın çözülme noktası ise Haziran 1942’de Japon donanmasının Midway’de Amerikan donanması karşısında aldığı bozgundur.  Bu tarihten sonra Amerika’nın adım adım Pasifik’te Japonya’ya yaklaştığını görürüz. Bu süreçte Japonların kamikaze taktikleri ve

1945 Mart ayında küçücük bir ada olan Iwo Jima’da yer altı tünellerinde saklanan 25 bin Japon askerinin topçu ve gemi destekli 80 bin Amerikan askerine kök söktürdüğü, Amerika’nın en büyük kayıplarından birini verip 20 bin askerini kaybettiği bu ilginç savaş bile Amerikalıları durdurmaya yetmez. Haziran 1945′ te ki son kara savaşı Okinawa’da Japon ordusunun 75 bin kişilik bölümünü daha yok eden Amerika, nihayetinde 6 ve 8 ağustos 1945 yılında Hiroşima ve Nagazaki ye attığı atom bombaları ile Japonya’ya karşı net bir galibiyet alır.

Atom bombaları sonrası 2 Eylül 1945’te Japon ve Amerikan heyetleri arasında Missouri zırhlı gemisinde imzalanan teslim anlaşması sırasında geminin gönderine Annapolis Deniz Akademisi Müzesinden getirilen, 1854 yılında Japonya’nın dünyaya açılmasındaki baskısıyla hatırlanan Kara Gemilerin komutanı Calbraith Perry’nin gemisine ait bayrağın çekilmesi de ayrıca ilginç bir detaydır. Bu onur kırıcı hareketi Japonlar asla unutmayacaklardır.

Teslim anlaşması sonrası kısa bir konuşma ile dünyaya savaşın bittiğini açıklar General MacArthur. Anlaşmayla birlikte hemen Japonya’yı işgal eden Amerika, Japon ordusunu bir daha kurulmamak üzere dağıtır.

General Mac Arthur tarafından yeni bir anayasa hazırlatılmış, devletin ve İmparator’un yetkileri sınırlandırılmıştır. Amerikan ordusu Japonya’yı koruma ve savunma görevini üstlenmiştir.

Kore savaşı ile oldukça sıkıntılı bir dönem geçiren Amerika 1960’lı yıllarda Japonya’yı istemeden de olsa güçlendirmek durumunda kalacaktır. 1950 yılında kurulan Polis kuvvetleri 1954 yılında kurulan Japonya Milli Müdafaa Kuvvetleri ile güçlendirilir ve sonrasında Hava Kuvvetleri’de eklenerek bugünkü Japon Ordusu’nu temsil eden Öz Savunma Gücü ortaya çıkar. İlerleyen yıllarda askeri harcama bütçesini neredeyse sıfırda tutan Japonya’nın inanılmaz bir hızla ekonomik kalkınmasını gerçekleştirdiğini göreceğiz.

1990-91 yıllarına gelindiğinde patlak veren körfez savaşı döneminde Japon askeri gücünün ülke savunması hariç, ülke dışında koalisyon güçleri için ülke operasyona katılıp katılmayacağı çokça tartışılmış, ama körfez savaşında maddi destek dışında Japonya tarafından herhangi bir askeri bir destek verilmemiştir.

Ülke dışı askeri destek tartışmaları günümüze kadar Japonya ve Amerika’nın ortak çıkarları doğrultusunda bir gelişme göstermiştir. Bu süreçte Japon hükumeti Kamboçya, Hint Okyanusu ve Irak’a askeri personel desteği yollamıştır. 2012 itibari ile başlayan başbakan Şinzo Abe döneminde Japonya hükumeti oldukça keskin bir askeri politika gütmüştür. 2014 yılında anayasanın yurt dışında operasyon yapmasını engelleyen kanun yeniden yorumlanmış, Amerika ile olan anlaşmalar yeniden yapılandırılmış ve askeri harcamalara yönelik bütçe ciddi anlamda arttırılmıştır. Günümüzde Japonya’nın askeri gücü 250 binden fazla personel ve 50 bin kişilik Amerikan gücüyle 300 bini geçmektedir.

Japonya hakkında diğer yazılar için tıklayınız

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.