japon 2

Japonların İş Ahlakı

İzmit Körfez Köprüsü yapılırken, geçici yolu taşıyacak yurt dışında imal edilip getirilen çelik halatların monte edildiği ve bir Türk firmanın Türkiye de imal ettiği bağlantı noktasının kırılıp halatın düşmesi sonrası bu halatın güvenli bağlanmasından  sorumlu Japon mühendisin intiharı çok fazla gündemimizi meşgul etmedi, ama bu hareket Japon kültürüyle ilgili önemli bir ipucu idi aslında.

Japonya’ya ilk geldiğinizde sizi gerçekten çok şaşırtacak olan şeylerin başında, genç yaşlı bütün Japonların yaptıkları işe gösterdikleri saygı ve bu işi yaparken ki ciddiyetleri olacak. Bizim burun kıvıracağımız ya da yaparsak kendimizi çok düşük kapasiteli hissedeceğimiz işlerde bile Japonların en ufak bir bıkkınlık ya da savsaklama göstermeden çalışmaları gerçekten takdire şayan.

Turist olarak Japonya’ da bulunanlar bu konuyu en kolay, mağazalar, müzeler ya da otellerde, oradan geçen insanları belli konuda uyarmakla yetkilendirilmiş kişileri takip ederek gözlemleyebilirler. Japonya’ ya 20. gidişimde,  yeni çalışmaya başladığımız otelin lobisinde beni karşılayan, oldukça pahalı  bir takım elbise giymiş,  ayakkabılarından kravat iğnesine jilet gibi ama oldukça da yaşlı bir adamı, 3. gün vedalaşırken otelin sahibi zannedip bir daha ki konaklamamızla ilgili kendisine soru sorduğumda, beni kendisinin sadece  lobiye girenleri karşılamakla sorumlu olduğunu söyleyerek rezervasyona yönlendirdi…

Aynı şekilde mağaza ya da müzelerde çalışma saatleri boyunca aynı enerji ve güler yüzle, jilet gibi kıyafetler içinde hiç durmadan, hatta nefes bile almadan gördükleri herkese bilgilendirici cümleleri kuran çalışanlar gerçekten dünya dışı bir yerde olduğumuz hissini veriyor. Malum Türkiye’de çok katlı bir mağazanın girişinde katlardaki ürünlerle ilgili bilgilendirme yapması için birilerini istihdam etseniz ilk bir kaç gün söylemesi gerekeni söyledikten sonra muhtemelen ikinci hafta panoyu işaret edip sesini yormamaya ondan sonraki bir haftada işaret etmeye bile gerek duymadan diğer çalışanlarla muhabbetle vaktini doldurmaya hatta kendisine bu işin layık olmadığını fırsat verilirse mağaza idaresini ne kadar başarıyla yapabileceğini anlatmaya başlayacaktır…

Japonların bu çalışma motivasyonu çalıştıkları firmalarda zaman içinde kazandıkları tecrübe ve mevki ile azalacağına tam tersi artıyor. Hemen hemen her Japon üniversiteyi bitirdikten sonra bir firmada çalışmaya başlıyor ve iş hayatını bu firmada tamamlıyor. İşe başlanan firmadan başka bir firmaya transfer olmak, ya da çalışırken başka bir pozisyon için  bir başvuruda bulunmak ayıp sayılan, sizin zaten başvurduğunuz firmadan görüşmeye bile çağrılmanıza engel olacak davranışlardan kabul ediliyor. İşe yeni başlayan bir Japon’un şirkette geçirdiği yıllar ve aldığı terfilerle gayrı resmi mesai saatleri de paralel olarak artıyor. İşe yeni başlayanlar hariç şirketten bırakın erken çıkmayı zamanında işten çıkmak bile utanılacak bir durum halini almaya başlıyor. Yaşla doğru orantılı artan şirkette geçirilen zaman haliyle ilk başta evlilik ve aile hayatını olumsuz etkilemeye başlıyor. Eşler arasında ve baba ile çocuklar arasındaki iletişim, yoğun çalışma temposundan dolayı oldukça azalıyor. Asıl sorun, resmi emeklilik yaşı 63 ten sonrada ortalama 5 sene daha çalışabilen erkekler, emekli olup sürekli evde oturmaya başladıklarında başlıyor. Yıllarca eşleriyle ya da babalarıyla günlük birlikteliklerini çok kısa zamana sığdırmış aile fertleri bir anda iş hayatı biten erkeği evde tam gün kabullenmekte zorlanmaya başladığından emeklilik sonrası boşanma ile sonuçlanan 30 – 40 yıllık evliliklerin oranı oldukça arttırmış durumda.

Dünyanın en çok alış veriş otomatının olduğu, robot üretimi ile ilgili ciddi çalışmalar yapan bir ülkenin insanlarının bu denli çalışma konusunda motive olması ya da toplumsal baskı görmeleri ayrıca araştırılması gereken bir durum. Otomat demişken Japonya’da her köşede ama gerçekten her köşede öncelikle içecek sonrada aklınıza gelebilecek her şeyin satıldığı bir otomat bulabilirsiniz.

Japonya ile ilgili diğer yazılar

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.