Kyoto

Güzeller Güzeli Kyoto

Günümüzde 1,5 milyonluk bir nüfusa ulaşmış Kyoto, Japonya ya 1000 yıl boyunca başkentlik yapmış belki de  tarihinin en ünlü şehridir.

864 yılında imparator Kanmu, Budizm akımından imparatorun tanrısal kimliğini korumak adına sarayını Budist manastırların yoğunlaştığı Nara şehrinden buraya taşımıştır. Burayı huzur ve barışın şehri olarak inşa ettirmiş ismini de başkentlerin başkenti Kyoto olarak koymuştur.

1869 yılında imparatorluk sarayının Edo ya taşınmasının ardından Edo Doğu’nun başkenti anlamına gelen Tokyo adını alır ve Kyoto’nun ismi batının başkenti anlamına gelen Saikyo olarak değiştirilir. Ancak halk bunu benimsemeyecek ve kısa süre sonra Kyoto adına geri dönülecektir.

Halkı tarafından bu kadar çok sevilen şehir tarihte de hep çok şanslı olmuştur. 1864 yılında yaklaşık 28 bin evin etkilendiği büyük yangın felaketi tarihi binalara hiç zarar vermeden geçiştirilmiştir. Amerika’nın 2. Dünya savaşını bitirecek atom bombalarını hedef şehirleri arasında ismi ilk olarak geçen bu şehir o dönem Amerikan savunma bakanlığı savaştan sorumlu sekreteri Henry L. Stimson sayesinde listeden çıkarılmıştır. Stimson eşiyle balayını geçirdiği, sonrasında defalarca geldiği, hayran olduğu bu şehrin kurtulması için elinden geleni yapmıştır.

Her ne kadar Japonca Kyoto’nun anlamı başkentler başkenti olsa da ben ona güzeller güzeli diye hitap etmeyi tercih ederim. 1000 den fazla Budist tapınağı ve 500 ‘e yakın Şinto türbesi ile Kyoto gerçekten gezmeye doyamayacağınız şehirlerden biri olarak hafızalarınızda yer edecektir Şehrin cazibe merkezi Unesco dünya mirası listesinde bulunan Kiyomizu-dera tapınağının da içinde bulunduğu Kamo nehrinin doğu kısmıdır.

Kiyomizu-dera tapınağı ismini bahçesinde bulunan küçük şelaleden alır keza Kiyomizu saf su anlamına gelmektedir. 798 yılına tarihlenen bu Budist tapınağı tarih içinde birçok yenileme geçirerek günümüze gelmiştir. En önemli özelliği tarihte önündeki terastan insanların dileklerinin gerçekleşmesi için ölümü göze alarak kendilerini 13 metrelik boşluğa bırakmış olmalarıdır. Tapınaktan Kamo nehrine doğru inerken sizi 2 ünlü yayalaştırılmış cadde Ninnenzaka ve Sannenzaka karşılar. Eski kraliyet yıllarını temsilen 2 yıl tepesi ve 3 yıl tepesi ismi verilmiş bu 2 cadde sizi Gion bölgesine kadar götürür. Bu iki cadde boyunca günümüzde hediyelik eşya mağazası, restoran ya da çay evine çevrilmiş yüzlerce klasik Japon evinin arasında zencefilli kurabiye kokularıyla dolaşırken saatlerin nasıl geçtiğini anlamazsınız. Özellikle hafta sonu ya da tatil günlerinde tapınağı ziyarete gelen yerel kıyafetler içindeki Japonları görmek de ayrı bir tecrübedir.

Bu iki caddeyi kat ederek ulaşılan Gion bölgesi Kyoto’nun en ilginç mahallesidir. Mahallede ülkenin son kalan geyşa okulları bulunduğu için özellikle akşamüstü gerçek Geyşa ve Maikoların bulunduğu yerlerde ülkenin önemli alışkanlıklarından olan çay seremonisini izleyebilirsiniz.

Kamo nehri kıyısına çok yakın bulunan Gion bölgesinden çıkıp zarif köprüyle şehrin batısına geçerken nehrin batı kısmında terası olan onlarca restoran ve kafeteryanın özellikle öğleden sonraları cıvıl cıvıl insanlarla dolu olduğuna şahit olursunuz.

Eğer acıktıysanız köprüyü geçer geçmez sağ taraftaki ünlü Pontocho Sokağı size türlü çeşit restoran alternatifi sunar. Restoranlarda nehire bakan balkonlarda yemek ücretine ek bir para ödeyerek manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.

Batı tarafa doğru köprüden geçince başlayan Shijo-dori, yani Shijo caddesi şehrin bütün mağazalarının toplandığı adeta bir alışveriş cennetidir.

Kyoto’nun bir diğer görülmezse olmaz tapınağı yine Unesco dünya mirası listesinde yer alan Kinkakuji, tapınağıdır. Altın tapınak olarak bilinen bu yapı 13. Yüzyılın ortalarında dönemin Shogun’u Yoshimitsu tarafından bir inziva evi olarak yaptırılmış 14. Yüzyılda Yoshimitsu’nun vasiyeti üzerine bir Zen Budizmi tapınağına çevrilmiştir. Bugün gördüğümüz tapınağın aslında 1950 yılında akli dengesi bozuk biri tarafından yakılan orjinal tapınağın bir kopyası olduğunu bilsek de önündeki küçük gölden yansıyan görüntüsü, altın kaplıymış gibi sarı renkli dış cephesi ve Zen bahçeleriyle Kinkakuji tapınağı tek kelimeyle nefes kesicidir.

Kyoto’ya gelip Bir Geyşa’nın Anıları filminin bazı sahnelerinin de çekildiği Fushimi İnari isimli Şinto tapınağını ziyaret etmeden dönmek olmaz. İnarı dağı eteklerinde bulunan, ilk binası 711 yılından kalan bu tapınağın en önemli özelliği sizi ana yapıya ulaştıran yol üzerinde yer alan torii isimli binlerce kapıdır.

Ginkakuji ya da gümüş tapınak 1482 yılında altın tapınağın selefi olarak dönemin Shogun’u Yoshimasa tarafından yaptırılır. Hayatının son yıllarını huzur içinde geçirebilmek adına buraya yerleşen ve  1485 yılında bir Zen Budizm’i rahibi olan Shogun öldükten sonra bu köşk Zen tapınağına çevrilir. Çıkan savaşlardan dolayı etrafı hiç bir zaman öngörüldüğü gibi gümüş kaplatılamayan bu tapınak bir çok Japon tarafından altın tapınaktan çok daha fazla sevilir.

Şintoizm’in en önemli tanrılarından, tüccarların, kılıç yapan demircilerin, çiftçilerin, pirincin, sakenin ve daha bir çok şeyin ana tanrısı olarak kabul edilen İnari’ye adanmış bu yapıda onu temsil eden ya da hanercisi olan tilki heykelinden de bolca görürsünüz. İnsanların dilek dilemek için geldiği bu tapınakta dilekleri gerçek olduktan sonra üzerlerinde isimleri yazılı olan bu turuncu kapıları bağışlamaları beklenir.

Tokugawa hanedanından Ieyasu’nun 1603 yılında yaptırdığı Kyoto’nun Unesco Dünya Mirası listesindeki bir diğer anıt bina Nijo kalesidir. Büyük bahçelerin ortasındaki heybetli binası ile ayaktadır. 1867 yılında Shogunluğun otoriteyi bu kalede İmparatora teslim ettiğini ve Meiji Restorasyonu olarak anılan dönemin başladığını bilmek de Nijo kalesi gezisine ayrı bir anlam katar.

Kyoto’nun yaklaşık 10 kilometre dışında Arashiyama bölgesinde bulunan Segano bambu ormanı dev bambularıyla şehrin bir diğer ilgi çeken ziyaret yerlerinden.

Kyoto’da her türlü ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz en merkezi yer ise tren istasyonu binasıdır. Metro, tren ve otobüs bağlantılarının yapıldığı, istasyondan çok bir arı kovanını andıran binayı her gün yüz binlerce yolcu kullanmaktadır. Restorandan markete, bardan hediyelik eşya dükkânına kadar her aradığınızı bulabileceğiniz Tokyo istasyonu şehrin en hareketli noktasıdır.

Japonya hakkında diğer yazılar için tıklayınız

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.