nara

Gezme Ceylan Bu Nara’da

İmparatorluk tarihlerini 27. İmparatorları Ankan ile daha net bir çerçevede başlatan ve ilk kraliyet sarayının bu dönemde yani milattan sonra 6. Yüzyıl da inşa edildiğini, sonrasında da yavaş yavaş devlet sisteminin oturduğunu kabul eden Japonların ilk başkenti Nara şehridir. Bir kadın tarafından İmparatorluğun yönetildiği, İmparatoriçe Genmei döneminde, yani 710 yılında ülkenin başkenti Nara olarak belirlenmiş sonrasında da yaklaşık 80 yıl sürecek olan Nara dönemi başlamıştır.

Nara’nın başkent olduğu dönemin Çin üzerinden gelen Budizm’in zengin ve aristokrat kesimde rağbet görmeye başlamasıyla aynı döneme denk düşmesi belki de Nara’nın en büyük şanssızlığıdır. Yoksa muhtemelen Kyoto yerine bin yıldan fazla süre başkent görevini Nara sürdürebilirmiş. Şehirde 8. Yüzyıldaki gelişim sürecinde Şinto tapınakları ile birlikte yapılan Budist tapınakları günümüzde hala ihtişamını ve önemini korumaktadır. Bu dönemde aristokrasinin yoğun ilgi gösterdiği Budizm’in  rahiplerinin yavaş yavaş siyasete karışmalarından ve İmparatorların tanrısallık statüsünün zarar görmesinden ve halk üzerindeki etkilerinin azalmasından korkan 50. İmparator Kamnu başkenti ani bir kararla sadece 45 kilometre uzaktaki Kyoto’ya taşımıştır. Sonrasında her ne kadar Kyoto, neredeyse 1000 yıl boyunca ülkeye başkentlik yapmış olsa da Nara’ Japonların gönlündeki ayrı yerini korumuştur.

Günümüzde Unesco dünya mirası listesinde de yer alan Nara antik şehri 300 bin civarı nüfusu ile milyonlarca turistin de uğrak noktasıdır.

Şehirdeki Horyu-ji tapınağı dünyanın en eski ahşap Budist tapınağı olma özelliği ile, Todai-ji tapınağı ise dünyanın en büyük ve yüksek ahşap binası olma ve dünyanın en büyük bronz Buda heykeline sahip olma özellikleri ile Unesco dünya mirası listesinde yer almaktadırlar.

Nara şehrinin en önemli özelliği içinde Todai-ji tapınağınında bulunduğu Nara Parkı alanında salınarak gezinen binlerce ceylandır.

Tanrıların habercisi olarak kabul edilen ve halk tarafından çok sevilerek korunan ceylanlar, türlü arsızlıklar yaparak turistlerin arasında gezinirler. Kah turistlerin onları beslemek için satın aldıkları park içinde satılan bisküvileri, kah çantalara burunlarını sokarak kaptıkları ekmek ya da yiyecekleri, hatta turistlerin ceplerinden çaldıkları kağıt parçalarını didikleyerek tüm günü  ortalıkta dolanarak geçirirler. Sıkça kendilerine ayrılmış parkın dışına çıkıp, yollarda şehir merkezinde ve halkın arasında da dolaşan bu sevimli hayvanlara, özellikle akan trafikte herhangi bir zarar gelmesin diye görevliler ve sürücüler oldukça dikkat ederler.

Nara şehri bu hayvanları elleriyle besleyip sevmek, sarılıp öpmek bir yana sadece hayvanat bahçesinde görmüş bir çok Avrupalı turist için unutulmaz anlar yaşatır.

Todai-ji tapınağına yürüme mesafesinde, bölgenin bütün turistik karmaşasından kendinizi kısa bir süre de olsa soyutlayabileceğiniz Yoshikien Bahçeleri vaktiniz varsa mutlaka uğramanız gereken bir yer.  Yerel halkın küçük bir giriş ücreti ödeyerek, turistlerin ise ücretsiz girdiği, büyük sabır ve emek sarf edilerek düzenlenmiş bu bahçenin keyfini çıkarırken ruhunuzu da dinlendireceksiniz.

Nara şehrinin bir diğer özelliği de tarihte kayıtlı ilk sake üretiminin 700′ lü yıllarda bu şehirde yapılmış olmasıdır. Ortalama 18-20 derece alkol ihtiva eden, pirinç ve çeşitli tahıl tozları ile koji adı verilen bir tür mantarın fermante edildikten sonra damıtılmasıyla yapılan, pirinç şarabı adı da verilen Sake hafif ekşimsi tadıyla, açıldıktan sonra bozulacağı için hemen tüketilmesi gerekliliği ile Japonya’nın ulusal içeceğidir. Nara’da bir çok küçük restoran ya da büfede sake içebilirsiniz, yalnız 1967 yılında çekilen James Bond İnsan İki Kere Yaşar filminde Japon gizli servis şefi Tiger Tanaka ve James Bond arasındaki repliği unutmayın. Biri ilk kadeh sakeyi içtikten sonra, ikinci kadeh birinciyi içer, sonra bu iki kadeh içeni yutar.

Japonya ile ilgili diğer yazılar

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.